MAKALELER

AİLE İÇİ İLETİŞİM ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN

Geleceğimizin eseri olan çocuklarımızın öncelikle faydalı birey olmaları ve toplumda üstlendikleri görevleri  başarıyla yerine getirebilmeleri  için çocukluk yıllarında ki aile içi sağlıklı iletişim ve özgüven  ile doğru orantılıdır. Tabi ki faklı etkenler de çocuğun gelişimini etkiler. Bizim üzerinde duracağımız iki konu çocuklarımız için öncelikli olanlardır. Aile içinde yapılan yanlış davranışlar ve uygulamalar çocuklarımızın karakteristik özelliklerini belirlemektedir.  Bu yanlışlar düzeltilmediği takdirde önü alınmayacak problemler ortaya çıkacaktır. Yanlışların farkına varmak ve bunları düzeltmeye çalışmak ilk önce kurulacak sağlıklı iletişim ile anlaşılır ve sorunlar giderilebilir.

İletişim dediğimiz şey  duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır. Kişinin çevresi ile sadece sözel(konuşma) olarak iletişim kurmaz aynı zamanda duruşu , hareket ve mimikleriyle karşısındaki kişilerle iletişim kurabilir ve istediği mesajı verebilir. Çocukların sözel iletişimden çok fiziksel(hareketler) iletişime önem verir  yani çocuklar konuşmalardan çok davranışlara önem verir bu onlar için daha kolaydır ve somutluk taşıması kalıcı olmasını sağlar ama hangi davranışın doğru hangi davranışın yanlış olduğunu bilemez bunu ilk öğretecek olan kişiler  Anne – Baba ve okulda ki öğretmendir.   İletişim göz göze geldiğimiz anda başlar ve bunu günde ortalama 3000 kez yaptığımız bilinmektedir.  Örneğin ailenin misafirlikte bulunduğu süreçte çocuklarının yaramazlık yaptığı zaman göz temasıyla çocuklarını uyarması  veya el işareti ile yerine sessiz sakin oturması gerektiğini  aktarabilir.

Sağlıklı iletişim için ,

çocuklarınızla göz teması kurun , kendilerini ifade etmelerine izin verin , anlamaya çalışın anlattıklarını , sorunların çözümü için ortak hareket edin ve her çocuk için sizi anlayacağı  iletişim yollarını bulun.

Her çocuk özeldir’ bu sözün doğruluğu yüreğinizde yatar örneğin çocuğunuz sizin için ne ifade eder ? sorusuna siz dahil her şeyim dersiniz.  Peki her şeyiniz olan keşfedilmeye , anlamaya ve ona özel duygularını ifade etmek için iletişim kurmaya hakkı yok mudur ?. Bu mantığı aynı şekilde iletişim içinde geçerlidir. Çünkü bütün çocuklar aynı değildir. Örneğin tek yumurta ikizleri bile fiziksel olarak aynı oldukları halde karakterleri ,  beğenileri , becerileri  ve iletişimleri farklı olabiliyor. Kısacası  Karşı tarafa duyduğumuz ilgi onu anlamak, ihtiyaçlarını , beklentilerini , kaygılarını , bilgi düzeyini ve cinsiyetini dikkate almak zorundayız bu değer verdiğimizi gösterir. Bu sayede kendini bize açar ve keşfedilmeyi bekler.

Aile içerisinde yani anne- baba sağlıklı iletişim kurmuyorsa çocuklarının iletişimini etkiler ve sosyal alanda dışlanmasına farklı görülüp ezilmesine neden olur. Örneğin anne – babası sürekli kavga eden bireyler ise çocukları da genelde saldırgan olduklarını ve ilerleyen yaşlarda psikolojik sorunlar yaşayan bireyler olduklarını  görmekteyiz. Bu çok doğal bir süreçtir çünkü çocuğun aklında bulunan tek çözüm yolunun bu olduğunu bunu uygulayarak istediğini elde edeceğini düşünür ve buna odaklanır alternatif çözüm de üretemez. Çocukların bu gibi davranışlardan arınması yani tedavi edilmesi aile ile başlar. Anne – babanın iletişimini düzeltmesi ve bunu davranışlarına yansıtmaları ilk başarı olacaktır. Sonraki aşamada çocuklarıyla toplantılar yapmaları gerekecektir. Bu toplantılar aile için iletişimi , bağları , ruh hali kısacası sosyal- psikolojik her alanda iyileşmeler görülecektir. Aileler bu değişimi gerçekleştirirken psikolog ve aile danışmanlarından destek alması gerekecektir. Çünkü sadece bilgi yetmez bu konuda uzmanlara danışmak gerekmektedir. Çoğu insanımız annelik babalık eğitimi almadan anne baba oluyor. Araba ehliyeti alabilmek için bile günlerce bazen aylarca eğitim alıyoruz bunun yanında da pratik sınava tabi tutuluyoruz sonrasında ehliyet kartını alabiliyoruz. Annelik babalık mesleği içinse bunlardan hiç birini yapmıyoruz veya  yapamıyoruz. Son olarak toparlayacak olursak çocuklarımız bizim en değerli varlıklarımızdır onlara sahip çıkmak ,anlamak  ve yetiştirmek bizim temel sorumluklarımız arasında en başta olması gerekir bunları yapabilmek içinde sürekli iletişim halinde olmamız gerekir ama bu iletişim çatışmacı , üstünlük sağlayıcı , alaycı ,tehdit edici ve başkalarıyla kıyaslama şeklinde değil  demokratik aile biçiminde ki sağlıklı iletişim olması gerekmektedir. Bunları yaparken çocuklarımızı keşfetmeye ve onlara özel iletişim yöntemi bulmaya çalışmalıyız. İletişimiz gözlerimizle başlar ve el kol hareketleriyle yüz mimikleriyle devam eder en son sözlerimiz ile iletişimizi kurmuş , geliştirmiş  ve bitirmiş oluruz olumlu bir şekilde. Çocuklarımız bizim için özeldir. Öz güven ile alakalı yazımız bu makalenin bir devamı niteliğinde olacaktır. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça kalın…

 

ÇOCUĞUMA EN GÜZEL ÖDÜL  ‘’GERİBİLDİRİM’’

Temel sorumluluklarımızın en önemlilerinden olan çocuğumuzun  duygusal ihtiyaçlarının gelişiminin karşılanması  ve  eğitimi için kullandığımız yöntemler ve araçlar hayati önem taşır.

Aileler genelde çocukların gelişimi sırasında çocuğunun mutluluğu için her dediğini yapması yani sınır koymamasını çocuğunu mutlu edeceğini düşünür ve bunu uygular belli bir süre sonra şunu fark eder ‘’ çocuğumu zapt edemiyorum sözümü dinlemiyor ya ona ceza ( dediğimi yapmazsan o şeyi 2 gün kullanamazsın) vermek zorunda kalacağım ya da ödülle (şunu yaparsan sana istediğin o şeyi alırım ) onu ikna edip sözümü dinleteceğim’’ der ve ilerleyen yaşlarda çocuğumuzun egosantrik (3-4 yaş çocuklarında ve ergenlerde görülen benmerkezcilik)  olmasına yol açar ve  önene geçmek zorlaşır.

Ailelerin yaptığı bir diğer yanlışta çocuğa yenilmektir. Çocuklar anne babalarının zayıf yönlerini keşfeder ve oradan sürekli ebeveynlere yön verir bunlardan en etkilisi sızlamak ve ağlamaktır bunu da yabancı kişilerin yanında yaparak ebeveynleri savunmasız bırakırlar. Ebeveynler dış motivasyon ( ödül-ceza) ile  anlık  durumu kurtarsa da bu kalıcı bir durum değildir.  Çocuklar ileriyi düşünmez çocuklar o anı hazını almak ile kafaları meşguldür. Hayata hazırlamak neden–sonuç ilişkisi içinde gelişir çocuk belki de o anlık kızgınlıkla karşı çıkabilir lakin ileriki yaşlarında bunun doğruluğunu gördüğü zaman ailesine teşekkür eder ve gelişimine devam eder. İç motivasyon ise merak , öğrenme , girişkenlik ve mutlulukla kaplıdır iç motivasyonla verdiğimiz davranış , bilgi ve beceri hızla alınır ve tüketilmeye başlar. Ceza sadece davranışı durdurur çok ödül de davranışı çıkar ilişkisi haline getirebilir. Mesela trafik ışıkları kırmızı olduğu anda geçmek hem kişiye zarar vermek için hem de diğer insanlara zarar vermek için yeterli bir neden olduğu halde maalesef ki yapılmakta yalnız kırmızı ışık yanında trafik polisi bulunduğu zaman bundan sıkınır ve sabırle bekleriz geçmek için.

Her ailenin ve yaşadığı kültürün belli sınırları vardır bunları dikkate alarak çocuklara küçük yaşlarda öğretilmesi ilerleyen yaşlarda çocuğun sağlığı , topluma faydalı, uyum sağlaması ve gelişmesi için gerekir. Bunu sağlamanın yolu disiplindir. Disiplin aynılığın olması yani çelişkinin olmaması çocukların öğrenmesini kolaylaştırır. Disiplin kar yağışı gibidir yağar ve birikir erimesi uzun süre alır.

Buraya kadar ödül ve cezanın çocuklara olumsuz etkilerini konuşmuş olduk peki bunlar çözüm yolu değilse çözüm yolu nedir ? sorusunun cevabı geribildirimdir(Yaptırım). Çocuklarımıza yaptıklarının  cezası değil geribildirimini(Yaptırımını).  göstererek çocukların yapacakları şeylerin bilincinde olmasını sağlar. Nasıl ki 1 yaşında bir çocuğun sobaya bir kere dahil dokunmadan ona yaklaştığı anda hissettiği sıcaklık ona zarar vereceğini beyin söylüyorsa yani geribildirimden dolayı elini sürmezse 4 yaşındaki 10 yaşındaki 14 yaşındaki çocuklarında davranışların nelere mal olacağını yani geribildirimini bildiğinden dolayı onu yapmamak için kendini zorlar.

Peki  bunu yaptım çocuğum böyle şuan ne yapmam gerekiyor  diyenler için ilk önce kendimizden başlamalıyız yani bakış açımızı değiştirmek ve gereken bakış açısını kazanmak için bir uzmana danışmak ile yol haritası çizilmelidir. Bunu yapamayanlar olabilir onlarda uzanmaların kitaplarını ve programlarını dikkatlice takip etmelidir. Dikkat edilmesi gereken en önemli anne-babanın bakış açısının değiştirdikten sonra bunu çocuklarına açıklayarak hem teorik hem de pratik olarak göstermeleri en etkili yol olacaktır.

Görüşmek Dileğiyle Hoşça Kalın…

ÇOCUĞUMA EN KÖTÜ MİRAS ‘’ŞİDDET’’

Aile içi şiddetin bir miras olduğunu bütün uzmanlar kabul eder hatta döngü olduğunu ebeveyn- çocuk arasında sürekli yenilendiği vurgulanır. İstisnalar olsa da bunların sayısı çok azdır. Şiddetten kimse karlı çıkmaz sadece o an şiddet uygulayan için bir çözüm yolu gözükse de maruz kalan için ise çok zararlı olduğu uzmanlar tarafından yapılan deneylerde kanıtlanmışır. 2017 tarihinde TUİK tarafından açıklanan sayılara göre toplam nüfusumuz %15,10’u 0-14 yaş çocuklar oluşturmaktadır.

çıkanları çocuklardır. Çocuklar savunmasız ve her türlü şiddete ve istismara açıktır bu yönüyle. Aile ortamı çocukların tanıştığı ve ilk öğrenim ve eğitim gördükleri kurumdur.

Dayak atan erkekte aşağıdaki özelliklerden birkaçı bulunabilir ;

Şiddet uyguladığını inkar eder

Aşırı sahiplenme ve kıskançlık göstererek aile ve arkadaşlarından uzak tutma eğilimindedir.

Şiddet davranışlarında kendi sorumluluğunu strese veya şiddet uyguladığı kişinin özelliklerine bağlar.

Şiddet uygulayanlerın genellikle çocukluğunda anne-babalarının şiddet uyguladığı sıklıkla görülür.

Dayak atma nedenleri

Dayan ortamında büyümüş ve dayağa maruz kalmıştır. Öğrenilmiş davranış olması.

Dayak atan kişi öfkesini , saldırganlığını ve suçluluğunu bu yolla bastırma eğilimindedir.

İletişim becerisi düşüktür.

Dayak atan kişi dayaktan sonra kendisinin affedilmesini ister. Bir daha olmayacağını söylese de tekrar eder.

Şayet ‘çocuk böyle yapmasaydı dövmeyecekti ‘ her zaman dayak için bir nedeni bulunur.

(DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ) araştır. Çocuk istismarı ve şiddeti

Ailelerde genelde şiddet türü ihmaldir bu çocukların duygusal , fiziksel ve sosyal gelişimine gereken özeni göstermemekten söz edilebilir. İhmal yapması gerekenleri yapmamaktır.

Geleceğimizin yatırımı çocuklarımıza yönelik ilgi göstermemiz evde , sokakta , okulda , her yerde hepimizin sorumlulukları arasındadır.

‘’ geleceğimizin umudu çocuklarımızdır ‘’ soyut bir ideal cümlesi değildir. Onşarın gelişimine ,ihtiyaçlarına , seçimlerine saygı ve özen gösterme sorumluluğumuzun somur davranışlarla çocuk yetiştirme sürecine aktarılması gerekir.

Analık ve babalık duygusu üstlenmesi  gereken rollerle dünyanın en güzel , en zor ve en fazla haz doyuran duygudur.

Anne-babaların saldırgan davranışları üç temel faktöre bağlı olarak ortaya çıkmaktadır : 1-aşırı duyarlılığa bağlı olarak kendini kontrol edememek 2- yetersiz iletişim ve problem çözme becerisi 3- çocuklara yönelik empati kurma yetersizliği

Çocukların şiddete yönelik davranışların %20 oranında medyada yer alan filmlerden  %32 oranında da kendi anne- babalarından öğrendikleri vurgulanmaktadır. ( istatiksel bilgi paylaş.)

Aile içinde şiddete marul kalan kadının çocuklarına şiddet uygulama olasılığı yüksektir. Erkeğe göre daha zayıf ve mağdur durumundaki çocuklarına şiddet uygulamaktadır.

Bu durumda çocuklara yönelik şiddetin bir döngü olarak değerlendirmek gerekebilir.

 

Kendini kontrol edemeyeceğine ilişkin algılama ve suçlamanın yer değiştirmesi ) saldırganlığın bastırılmamasında da oldukça etkilidir.

Ebeveyn içinde bulunduğu çalkantı ile eğer çocuğuyla ilenişim kurmaktan kaçamazsa şiddete başvurmaktadır (bandura)

Çözüm ise gevşeme egzersizleri ve stres yönetimi odaklı olmaktır.

Anne-babaların uyguladıkları cezalandırma yöntemlerinin azarlama  ve tehditlerin davranışlarında olmadığını ifade etmektedir. Yani yaptıklarını kabul etmemektir. Eğer hala böyle iseniz bakış açınız değişmedi demektir.

Anne-babaların diğer sorunu  onların çocuklarıyla empati kurma – kendilerini onların yerine koyma – yetersizliğidir.

Şiddet uygulayan anne-babaların özellikle stres ve kriz durumlarında kendi bireysel ihtiyaçlarına öncelik vermekte , çocukların duygusal ihtiyaçlarını ise göz ardı etmektedirler.

Anne-babaların  çocuklarıyla ilgili beklentiler düzeylerinin yüksekliği de ( onların yaşlarıyla bağlantılı olmayan aşırı olgunluk beklentisi gibi ) onların saldırgan davranmaya yöneltebilmektedir. Böyle davranan ebeveynlarinin kullandığı sözler ‘’ bu kadar aptalca davranıp beni çileden çıkarmasaydı , ben de ona böyle davranmazdım ‘’ biçiminde yorumlarla davranışlarını kabullendirmeye çalışırlar aşırı beklenti iletişimde  empati zorluğu gösterir. Bu durumun üstünde DÖKMEN de durmaktadır.

Anne-babaların çocuklarının kötü ve  yanlış yapacaklarını ilişki beklenti ve eğilimleri  çocukların davranışlarına karşı saldırganlıklarının devam etmesine neden olur.  Gerçekte anne-babaların çocuklarına yönelik olumsuz bakış açıları şiddetin temelini oluşturmaktadır. Tedavi olmanın yolu çocuklarına karşı şiddet uyguladıklarını kabul etmektir.

Ebeveynlerin kendilerini kontrol etmenin yollarından biride kendilerini kışkırtan uyaranların ( çocuğun umursamazlığı veya dağınıklığı gibi) farkında olabileceği ve farkındalık aracığıyla da baş etme stratejileri geliştirebileceği düşünülmektedir.

’’şuan çok sinirliyim, biraz sakinleşmem ve rahatlamam gerekiyor’’ diyebilen ebeveynin çocuğuna yönelmesi engellenmiş olmaktadır. Kas gevşetme ve rahatlama teknikleriyle bu süreci hızlandırabilirsiniz. Daha önceki ……… yazımda belirttiğim gibi çocuğumuzla iletişimin en etkili yolu beden dili ve göz iletişimidir.

Eşinizi karşınıza alıp empati seansları yapmaya çalışın ve çocuk gibi düşünün çocuğunuzu anlamaya ve yaptıklarına daha az kızmaya başlayacaksınız.

Problem çözmenin yolları

  • İçinde bulunulan (var olan ) durumu anlamak
  • İçinde bulunulan durumu tanımlamak
  • Alternatif çözüm önerileri geliştirmek ( ona dayak attığımda durum değişecek mi ? bana ne faydası olacak  ? kendimi kontrol etmeliyim diyerek bilişsel tekniklerden yararlanılmalıdır.
  • Sonuçların belirlenmesi ve değerlendirilmesi
  • Hangi zamanda ve durumlarda  kendini daha saldırgan hissettiklerini ve davrandıklarını açıkça yazılmalıdır ve üstüne gidilmelidir.
  • Geçmişteki davranışlarıyla şimdiki davranışları ve sonuçlarını yazarak hangisinin hedeflediklerini kontrol etmek bu başarıyı gösterecektir.

Sonra ki iş çocuklarımızla ne kadar nitelikli zaman ayırdığımızdır. Çalışanlar için zamanı değerlendirmek içini doldurmak çok önemlidir. Çünkü zamanı kısıtlıdır.

Bir değer düşman ise medyadır. Diziler ve filmler hatta reklamlar. televizyonlarda şiddet görsel ve işitsel olarak; silahlı çatışma, trafik kazası, çarpışan taşıtlar, kan, ceset, tabut, yaralı ve acı çeken insan görüntüsü ile taş ve sopayla vurma, patlayan bombalarla sunulmaktadır. Dizilerde bol miktarda aile içi şiddet, kan davası, organize suçlar, savaş gösterilmektedir. Haber, spor, hatta müzik programlarında bile şiddet vardır. Haberde yayınların üçte birinden fazlasında şiddet olağan ya da haklı gösterilmektedir. Şiddet içeriği açısından yazılı medya da televizyonla yarışmaktadır.

aile bireyinin ruhsal yapısında hayatı boyunca silinmesi zor izler bırakmaktadır.

Kocasından dayak yiyen kadınlar çocuklarını (özellikle erkek çocuklarını) daha fazla dövmektedir.

 

Çocuklarımız fiziksel, duygusal ve psikolojik bozukluklar yaşamaya başlarlar bunu kendilerine uygulamasa bile bunu gözler ve uygulamaya çalışır ve doğal olarak güçlü güçsüzü yener mantığıyla ondan güçsüz ve küçüklere karşı şiddet uygular.

Kendini kontrol edemeyeceğine ilişkin algılama ve suçlamanın yer değiştirmesi saldırganlığın bastırılmamasında da oldukça etkilidir.

Çözüm ise gevşeme egzersizleri ve stres yönetimi odaklı olmaktır.

Anne-babaların uyguladıkları cezalandırma yöntemlerinin azarlama ve tehditlerin davranışlarında olmadığını ifade etmektedir. Yani yaptıklarını kabul etmemektir. Eğer hala böyle iseniz bakış açınız değişmedi demektir.

Ebeveynlerin kendilerini kontrol etmenin yollarından biride kendilerini kışkırtan uyaranların ( çocuğun umursamazlığı veya dağınıklığı gibi) farkında olabileceği ve farkındalık aracığıyla da baş etme stratejileri geliştirebileceği düşünülmektedir.

’’şuan çok sinirliyim, biraz sakinleşmem ve rahatlamam gerekiyor’’ diyebilen ebeveynin çocuğuna yönelmesi engellenmiş olmaktadır. Kas gevşetme ve rahatlama teknikleriyle bu süreci hızlandırabilirsiniz. Daha önceki ……… yazımda belirttiğim gibi çocuğumuzla iletişimin en etkili yolu beden dili ve göz iletişimidir.

Gerçekte anne-babaların çocuklarına yönelik olumsuz bakış açıları şiddetin temelini oluşturmaktadır. Tedavi olmanın yolu çocuklarına karşı şiddet uyguladıklarını kabul etmektir.

‘’ geleceğimizin umudu çocuklarımızdır ‘’ soyut bir ideal cümlesi değildir. Onşarın gelişimine ,ihtiyaçlarına , seçimlerine saygı ve özen gösterme sorumluluğumuzun somur davranışlarla çocuk yetiştirme sürecine aktarılması gerekir.

Bu durumda çocuklara yönelik şiddetin bir döngü olarak değerlendirmek gerekebilir.

Çocuğa Yönelik Şiddetin Nedenleri

Ülkemizde şiddetin bir “terbiye” biçimi olarak algılanması, bunun hem aile içinde hem de kamusal yaşamda meşru olarak görülmesi; şiddetin hem tekrarlamasına hem de gizlenmesine yol açmaktadır.

Ebeveynlerden birinin üvey olması durumunda çocuğun şiddetle karşılaşma olasılığı fazladır.

Türkiye’de yapılan çalışmalar ise “özellikle geleneksel aile yapılarında, konuşarak ikna etme yerine fiziksel cezalandırma yöntemlerinin sıklıkla kullanıldığını göstermektedir”

Bulgular Araştırmada ilk olarak çocuğa yönelik ihmal ve duygusal/fiziksel şiddetin boyutları ayrı ayrı ve şiddet derecesine göre ele alınmıştır. Buna göre elde edilen bulguların öne çıkanları aşağıda özetlenmiştir:

  • 0-8 yaş arası çocukların %32’si oyun parkında, sokakta, spor sahasında, okul saatleri dışında okul bahçesinde, internet kafede yanında bir yetişkin olmadan zaman geçiriyor.
  • 0-8 yaş arası çocukların %66’sı günde en az 2 saatlerini TV izleyerek geçiriyor.
  • 0-8 yaş arası çocukların %8’i 12 yaşından küçük bir başka çocuğun gözetiminde, %6’sı ise tek başına 1 hafta içinde evde en az 1 saat geçiriyor.
  • Çocuklarının kendilerini kızdıran davranışlarına karşı ebeveynlerin %74’ü duygusal 13 şiddet yöntemlerine (çocuğun sevdiği bir şeyin yasaklanması, temel ihtiyaçların kesilmesi, bir odaya kilitlemek, bağırmak, tehdit etmek, vb.), %23’ü ise fiziksel şiddet yöntemlerine (tokat atmak, itmek, sarsmak, saç/kulak çekmek vb.) başvurduklarını belirtmişlerdir.
  • Ebeveynler duygusal şiddete çoğunlukla işe yaradığını düşündükleri için, fiziksel şiddete ise öfkelerini kontrol etmeyi başaramadıkları için başvurduklarını ifade etmişlerdir.
  • Duygusal şiddete başvuran ebeveynlerin çoğu, bu yöntemlerin çocuklarına hiç zarar vermediğini düşünmektedirler.
  • Evde duygusal veya fiziksel şiddet var ise, o evde bulunan 0-8 yaş arası çocukların %70’i şiddete tanıklık etmektedir.

Video

Güvensiz kaygılı içine kapanık veya öfkesini kontrol edemeyen saldırgan biri olur.

Eşler arasındaki uyum düzeyi arttıkça, çocuğa yönelik ihmal ve duygusal/fiziksel şiddet azalmaktadır.

79 814 871 milyondur. Bunun 18 919 782 milyonu 0-14 yaş arası çocuklar oluşturmaktadır.

Deneye 3 ve 6 yaş arasında çocuklar alınmıştır. Toplam 36 erkek ve 36 kızdan oluşmaktadır. 3 gruba ayrılmıştır. 12 şer grup olarak yapılmıştır. 1-kontrol grubu 2-agresif grup 3-sevgi grubu : Agresif gruba hacıyatmaza sert davranan kadın ve erkekler izlettirilmiştir. Hacı yatmaza vuran sert sözler söyleyen ve çekiçle vuran erkek ve kadınları agresif grup içinde bulunan çocuklar izlemiştir. Sevgi grubuna hacıyatmaza güzel davranan sevgi gösteren erkek ve kadınlar izlettirilmiştir. Kontrol grubuna hiç bir şey izlettirilmemiştir. Kız ve Erkek çocuklar izledikleri şeyleri model olarak almış ve hacıyatmaza ona göre davranmışlardır. Agresif şeyler izleyenler aynı şekilde davranmış, sevgi grubu da sevgi ve güzel davranışlar sergilemişlerdir. Kız çocuklar Kadınların hareketlerini taklit ederken Erkek çocuklar da Adamların hareketi rol model olarak almışlardır. Kontrol grubu ise agresif gruba göre çok daha az agresif davranış sergilemiştir.

Deney, şunu anlatıyor aslında çocuğunuz sizi tamamen rol model olarak alıyor. Ona bir şey öğretmek istiyorsanız önce kendi davranışınızı gözden geçirmeniz gerekir.

2017 tarihinde TUİK tarafından açıklanan sayılara göre toplam nüfusumuz %15,10’u 0-14 yaş çocuklar oluşturmaktadır.

 Dayak atan erkekte aşağıdaki özelliklerden birkaçı bulunabilir ;

Şiddet uyguladığını inkar eder

Aşırı sahiplenme ve kıskançlık göstererek aile ve arkadaşlarından uzak tutma eğilimindedir.

Şiddet davranışlarında kendi sorumluluğunu strese veya şiddet uyguladığı kişinin özelliklerine bağlar.

Şiddet uygulayanlerın genellikle çocukluğunda anne-babalarının şiddet uyguladığı sıklıkla görülür.

Dayak atma nedenleri

Dayan ortamında büyümüş ve dayağa maruz kalmıştır. Öğrenilmiş davranış olması.

Dayak atan kişi öfkesini , saldırganlığını ve suçluluğunu bu yolla bastırma eğilimindedir.

İletişim becerisi düşüktür.

Dayak atan kişi dayaktan sonra kendisinin affedilmesini ister. Bir daha olmayacağını söylese de tekrar eder.

Şayet ‘çocuk böyle yapmasaydı dövmeyecekti ‘ her zaman dayak için bir nedeni bulunur.

 

( istatiksel bilgi paylaş.)

(DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ) araştır. Çocuk istismarı ve şiddeti

2 milyonu 0-14 yaş arası çocuklar oluşturmaktadır.